Baskı Altındaki Döviz Kuru Seçimden Sonra Ne Olacak?

Seçime kadar kuru tutarlar ve seçime kadar bir şey olmaz diye düşünülüyor. Yani bütün düzenlemeler, regülasyonlar, adımlar, önlemler ne dersek diyelim buna seçime doğru kurun bir sıçrama, bir atlama yapmaması yönüne dönük önlemlerle ilerliyor. Seçim sonrası belirsizlik.

Geçen hafta birçok yabancı kurum raporu gördük. HSBC’den Morgan Stanley gibi böyle çok büyük kurumlar Standard Chartered falan deniyor ki ; ne olursa olsun özellikle HSBC’nin son raporu sene sonu kur tahminini 21’den, 24’e çıkardı.

Öyle olur mu? 24 lira falan diyeceğimiz yok. Enflasyona bakınca enflasyon kadar kurun bir miktar yukarı gitmesi sürpriz olmaz. Kim kazanırsa kazansın TL değer kaybedecek muhtemelen diye yazdılar.

15 Mayıs seçime kadar bu baskı bu önlemler sürdürürse 15 mayıs’ta acaba bu belirsizlik ortadan kalkmasıyla kur yerine doğru gider mi?

Kurların bu durumu biraz da kendi kendine artık doğrulayan kehanet gibi. Ama temeli sağlam bu kehanetin. Çünkü biliyoruz ki epey bir süredir arka kapıdan, ön kapıdan sonuçta döviz yakarak merkez bankasının rezervlerini de kullanarak dövizi tutmaya çalışıyoruz. Odağımızı döviz kurlarına verdik ve dövizi tutmayı bir numaralı politika hayat memat meselesi, ekonominin gidişatında ki en kritik konu olarak görmeye başladık. sonra bütün adımlar hep dövizi düşürmek ya da sabit tutmak üzerine atıldı.

Ekonominin bir çok aktörü durumun sürdürülemeyeceği inancında. Belki bu politikayı düzenleyenler de bu durumun sürdürülemeyeceği inanıyor. Çünkü şu anda açıkça şunu görüyoruz, Eylül 2001 den bu tarafa bunu devam ettirebilmek için 700’ten fazla düzenleme yaptık ve bu kadar düzenleme bu sistemin oturmadığını gösteriyor. Düzenleme kuru sakinleştirmek için tansiyonu düşürmek için yapılıyor ama dönüp dolaşıp bu kadar çok düzenleme yapılması da tam tersi psikolojik etki yaratıyor.

Bu kadar kült düzenleme yapılıp düzenlemenin düzenlemesi düzenlemenin tekrar doğrulanması, onun düzenlemesinin yapılması, bu işlerin biraz sıkıntılı bir şekilde geliştiğini gösteriyor ve 1.000 tane yapılan düzenleme var. Bir işe yaratmaktan çok işleri de daha fazla sıkıntıya sokmaya başladı. O düzenlemeler bir yerde eğer işler doğru gitmeye başlasaydı duracaktı zaten ama durmuyor, devamı geliyor.

15 Mayıs sonrasında yani seçimin bir gün sonrası insanların aklında, bu bir yerden sonra patlayacak ama nerede patlayacak dediklerine şahit oluyoruz. Sonuç itibariyle 15 Mayıs bunun için gösterilen tarih. Bunu çok duymaya başladık.

Cumhur ittifakı kazansa öyle birden bu kadar önlem alınmışken birden bu politikayı terk etmez. Belki mevcut uygulamalar devam ettirilir ve artış zamana yayılır.

Millet ittifakı kazanırsa Türkiye’ye bir döviz girişi olabilir. Geçmiş dönemde Körfez ülkeleri ve Rusya’dan bir döviz girişi vardı. Benzer yollarla bulma girişimi sona erecek. Ama Batı’dan bir döviz girişi ihtimaliolacaktır.

Dolayısıyla döviz üstündeki baskı kalkmasıyla birlikte kurların fırlaması pek de söz konusu olmayacak, çünkü ekonomi politikası değişecek. Merkez bankası araç bağımsızlığına kavuşacak ve kur üzerindeki baskı zamanla aşağı gelebilir. Bir boşluk dönemi olabilir, bu da çok konuşuluyor. Yani seçim sonuçları diyelim ki belli oldu.

Diyelim ki millet ittifakı kazandı. 14 Mayıs seçim oldu 15 Mayıs’ta hemen koltuğa oturduk olmuyor, bir geçiş dönemi var. O ara dönemde merkez bankası aldığı önlemleri bırakıp biz önlemleri bitiriyoruz, gideceği yere gitsin der mi. Sonuçta Merkez bankasıyla ekonomi yönetimi aynı yöne bakıyorlar. Merkez bankası başkanımızın yaklaşımı aynı. Yani tamamen bağımsız merkez bankasından söz edemediğimiz ortada. Millet ittifakı kazanırsa o ara dönemde mazbata alınana kadar kurda bir aksilik olur mu endişesi var.

Kurlar baskı altında yani olması gerekenin altında gibi görünüyor. Maliyetler tarafına ya da enflasyonun çıkışına bakıldığında kurlardaki çıkışın çok üzerinde bir seyir izliyor.

Asgari ücrete bakıldığı zaman 4.253 liraydı. Geçen sene başında sene sonuna geldiğimizde 8.506 TL oldu. Tam %100 arttı. Ama kurlarda %38 civarında bir artış var ve zaten kurların üzerinde bir baskı var.

Merkez bankamızın bir takım yollarla başka kuruluşların da katkılarıyla kurları baskılamak için çok fazla regülasyonu devreye soktuğunu, aynı zamanda da satışlar yaptığını, bir takım yollarla da bunu yönettiğini herkes biliyor.

Bu ister istemez ihracatçının da sorunu oluyor. İhracatçı benim maliyetlerim aşırı arttı ama kurlar buna uygun artmadı. Ben artık fiyat vermekte zorlanıyorum ve bunların önünü açmak da sonuç itibariyle ister istemez gündeme gelecektir ve denge oluşturmak gerecektir.

Bildiğim tek şey var, kurlar üzerinde müthiş bir baskı var. Bir yerden sonra bu politikanın sürdürülemez olduğu ortaya çıkacak ve ister istemez kurlar bir atak yapacak. Bu atağın ne olacağını tabii ki bu işin uzmanları, analistleri çok daha iyi bilecektir.

Yorum yapın